Gunu Asan Oyunlar ve Rekor Satranc Partileri
Satranc tarihinin en uzun partisi gibi bir rekorun gercek anlamda ancak kendiliginden ortaya cikabilecegini vurgulamak gerekir. Oyuncularin oyun oncesinde ya da oyun sirasinda, "Bugun tarihin en uzun partisini oynayalim" turunden bir uzlasiya varmalari, sportif rekabetin dogasini zedeler ve boyle bir sonucu tartismali hale getirir. ChessBase kaynakli degerlendirme de tam olarak bu noktaya dikkat cekiyor: Rekor niteligindeki bir maraton parti, ancak tahtadaki konumun, oyuncularin direncinin ve oyunsonu bilgisinin dogal bir bileskesi oldugunda tarihsel deger tasir.
Bu tartisma, ozellikle vezir ve piyon - vezir oyunsonlarinda daha da ilgi cekici hale gelir. Mark Dvoretsky, klasik eserinde bu tur oyunsonlarina genis yer ayirirken, Botvinnik’in bir partisine de odaklanir. Ilginc olan su ki, Botvinnik belirli bir anda yanlis sah cekerek teorik olarak beraberlige izin vermis, ancak rakibinin hatasi sayesinde yine de kazanmistir. Burada Paul Keres’in yillar once yaptigi ayrintili ama hatali analiz belirleyici olur: Savunan sah icin guvenli karelerin yanlis degerlendirilmesi, pratik oyunda dogrudan sonuca etki etmistir. Modern motorlar ve Nalimov Tablebase verileri ise bugun bize cok daha net bir tablo sunuyor: Teoride kazanc olan pek cok konum, insan oyuncu icin tahtada uygulanmasi son derece guc, hatta kimi zaman neredeyse imkansiz bir teknik hassasiyet gerektiriyor.
Kaynak metindeki dikkat cekici noktalardan biri de su: Baslangic konumunda beyazin mati bulmasi icin 60 hamlelik kusursuz bir seri gerekiyor. Bu, pratikte inanilmaz derecede zor bir gorev demek; cunku ikinci veziri cikarmadan once guclu tarafin onlarca tek hamlelik dogru devam yolu bulmasi gerekir. Insan eliyle oynanan bir partide bunun gerceklesmesi neredeyse mucize sayilir. Ancak tek bir savunma hatasi sonrasinda mat mesafesinin birden 35 hamleye dusmesi, konumun karakterini tamamen degistirebilir. Iste dunya sampiyonlarinin farki da burada ortaya cikar: Teorik olarak kirilgan olan bir avantaji, rakibin en kucuk yanlisinda somut galibiyete cevirebilmek.
Bu tablo, 50 hamle kurali etrafindaki tarihsel tartismalari da aciklar. FIDE, 1984 yilinda kazanilmasi teknik olarak cok zor bazi oyunsonlari icin bu siniri 100 hamleye kadar esnetmisti. Ancak 1989’da Ivan Nikolic–Goran Arsovic partisinin hemen ardindan bu ust sinir 75 hamleye indirildi. O donemde amac, hem teorik kazanc olan konumlara sans tanimak hem de sonsuza uzayan partilerin onune gecmekti. Yine de pek cok uzman gibi ben de, ozellikle kale ve fil - kale oyunsonunun bu listeye hic dahil edilmemesi gerektigi gorusune yakinim; cunku bu konum pratikte buyuk olcude beraberlik dogasina sahiptir. Sonucta rekor uzunluktaki partiler, sadece sabrin degil, ayni zamanda oyunsonu bilgisinin, kural kitapciginin ve insan hatasinin satrancta nasil ic ice gectigini gosteren essiz laboratuvarlardir.